Selçuk

Selçuk eski adıyla Ayasuluk, 1304 yılında Aydınoğulları Beyliği’nin eline geçmiş ve 1426 yılında Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır. 1914’de Ayasuluk olan adı Selçuk olarak değiştirilmiş ve Kurtuluş Savaşından sonra da Akıncılar adıyla anılan Selçuk 1957 yılında İzmir İline dahil edilmiş ve ilçe unvanını almıştır. Continue reading

EL SANATLARI

ŞANLIURFA EL SANATLARI

Büyük baş hayvancılığın gelişmiş olduğu Şanlıurfa’da Dabbaklık sanatının geçmişi çok eskilere dayanmaktadır.
Şanlıurfa’nın geleneksel el sanatlarından olan tarakçılık günümüzde 50-60 yıl öncesine kadar Eski Arasa Hamamı ile Abdülvahit Tekkesi arasında kalan çarşıdaki 20 kadar dükkanda icra edilirdi.
Evlerdeki ve il Müzesindeki kapı, pencere, dolap kanatlarına, sandık ve ayna gibi diğer ahşap eserlere bakıldığında ağaç oy­macılığın Şanlıurfa’da çok eski ve parlak bir geçmişe sahip olduğu anlaşılmaktadır.
“Kösele” denilen kalın deri ve normal ince deri ile hayvan koşum takımları, kemer, silah kılıfı, mermi kılıfı, çanta gibi avcı gereçlerinin yapıldığı sanata saraçlık, bu işle uğraşanlara da Saraç denilmektedir.
İpek ipliğin el ile bükülerek işlenmesine “Kazzazlık” denilmektedir. “Kazzaz Pazarı” denilen kapalı çarşıda (Bedesten) eskiden 30-40 dükkanda sürdürülen bu tarihi sanat günümüzde aynı çarşıdaki bir iki usta tarafından yaşatılmaya çalışılmaktadır.
At ve merkep gibi binek hayvan­ları üzerine atılan semerlere Urfa’da “Palan”, bu sanatla uğraşanlara da “Çulcu” (Palancı) denilmektedir.
Bu tarihi ata sanatı Şanlıurfa’da Keçeci Pazarı denilen eski çarşıda ve çevresindeki hanlarda sürdürülmektedir.
Yün ipliği pamuk ipliği ve floş’un kamçılı tezgahın tek ayakla çalışan çeşidi olan “çakarlı” ve 2-4 ayakla çalışan çeşidi olan “çekmeli” tezgahlarda dokunarak “Yaşmah” (“Neçek”-“Çefiye”) ve “Pusu” gibi baş örtüşü, “Ehram” gibi kadın boy örtüsü haline getirilmesi sanatına Urfa’da “Cülhacılık” denilmektedir.
Çulha tezgahlarının kamçılı olmayan, yani mekiği el ile atılan çeşitlerinde “Aba” (kadın ve erkek boy örtüşü) ve “Çaput Çul” (Kilim) dokunmaktadır.
insanoğlunun bakırı bulması ve işlemesini öğrenmesi ile Bakır Çağı’nı (Kalkolitik Çağ M.Ö. 5000-3000) başlattığı günden bu yana devam eden bakırcılık sanatının Urfa’da çok eski bir geçmişi vardır.

KAZZAZLIK

KAZZAZLIK

İpek ipliğin el ile bükülerek işlenmesine “Kazzazlık” denilmektedir. “Kazzaz Pazarı” denilen kapalı çarşıda (Bedesten) eskiden 30-40 dükkanda sürdürülen bu tarihi sanat günümüzde aynı çarşıdaki bir iki usta tarafından yaşatılmaya çalışılmaktadır.
Continue reading

Çarşılarımız

ŞANLIURFA ÇARŞILARI

Çarşı sözcüğü Farsça cihar (dört) ve suk (sokak) kelimelerinin birleşmesiyle dilimize geçmiştir. Türkçe’de, dört taraflı pazar yeri, sağında ve solunda dükkanlar bulunan sokak anlamındadır.
Çeşitli vakfiyelerde adları geçen, ancak bugün mevcut olmayan, Tüccar Pazarı, Uncu Pazarı, Bit Pazarı, iplikçi Pazarı, Tarakçı Pazarı, Sakıp Efendi ‘nin yaptırdığı Terziler Çarşısı, Kazzazlar Çarşısı Şanlıurfa’nın adları bilinen en eski çarşılarıdır, Continue reading

KUYUMCULUK

KUYUMCULUK

Kuyumculuk sanatı Şanlıurfa’nın en eski el sanatlarındandır. Günümüzden elli yıl öncesine kadar Aslanlı Han bitişiğindeki “Eski kuyumcu Pazarı” denilen kapalı çarşıda icra edilen bu sanat günümüzde Yıldız meydanı civarındaki dükkanlarda ve bedesten yakınındaki Pamukçu Pazarı ve Kınacı Pazarı kapalı çarşılarında sürdürülmektedir. Continue reading

HÜSEYNİYE ÇARŞILARI

HÜSEYNİYE ÇARŞILARI

Çadırcı Pazarı ile Kazancı Pazarı arasında, kuzey güney istikametinde birbirine paralel olarak uzanan ve her biri 15’er çapraz tonozla örtülü iki kapalı çarşıdır. Her iki çarşının birleştiği yerdeki dükkanlar sırt sırta bir plan göstermektedir.
Doğu tarafta olan çarşının kuzey cephesindeki kilit taşının ortasında “Maşallah u Teala“, sağında, “Suk açıldı, ayeti kerime”, solunda “Nasrün minallahi ve fethün kerib, 1305″ (M.1887) yazılıdır. Çarşı, Hartavizade Hafız Muhammed Selim Efendi’nin oğlu Hüseyin Paşa tarafından yaptırılmıştır. Hüseyniye çarşıları, inşa edildiği yıllarda halı, kilim, keçe ve benzeri yaygıların satıldığı yer olarak kullanılmıştır. Bir ara yemenici pazarı olarak kullanıldıktan sonra son olarak bakırcı esnafına tahsis edilmiştir.
Tonoz örtülü ikinci bir bölümü daha vardır. Bedestenin doğuda Han Önü Çarşısına açılan ana kapısı, Sipahi Pazarına açılan batı kapısı, Pamukçu Pazarına açılan güney kapısı ve Gümrük Hanına açılan kuzey kapısı olmak üzere dört kapısı bulunmaktadır. Sağlı sollu olarak uzanan ve yer seviyesinden yaklaşık 1 m. kadar yüksekte bulunan dükkanlarda kazzaz esnafı oturmakta, ayrıca Urfa yöresi mahalli kadın ve erkek giysileri satılmaktadır. Şanlıurfa Bedesteni, Anadolu’da otantik değerini bugüne kadar koruyabilmiş ender çarşılardandır.

BOYAHANE

BOYAHANE

Pamukçu pazarının batısına paralel olarak uzanan yeni boyahane çarşısının altında bulunan bir yeraltı çarşısıdır. Ortasından Halilür Rahman suyunun aktığı bu çarşı rutubetli olması, iplik ve kumaş boyama sanatının terk edilmesi nedenleriyle 40 yıl kadar önce kapatılmıştır. Boyahane çarşısının adına H. 1153 (M.1740) tarihli Rizvan Ahmed Paşa vakfiyesinde rastlanılmış olması yapının o tarihlerde mevcut olduğunu göstermektedir.

ŞANLIURFA KÜLTÜRÜ

ŞANLIURFA KÜLTÜRÜ

Şanlıurfa’nın Osmanlı döneminden kalma iş hanları ve çarşılarından oluşan eski ticaret merkezi Gümrük Hanı civarında yoğunluk göstermektedir. Kazzaz Pazarı (Bedesten), Sipahi Pazarı, Koltukçu Pazarı, Pamukçu Pazarı, Oturakçı Pazarı, Kınacı Pazarı, Pıçakçı Pazarı, Kazancı Pazarı, Neccar Pazarı, İsotçu Pazarı, Demirci Pazarı, Çulcu Pazarı, Çadırcı Pazarı, Sarraç Pazarı, Attar Pazarı, Tenekeci Pazarı, Kürkçü Pazarı, Eskici Pazarı, Keçeci Pazarı, Kokacı (Kovacı) Pazarı, Kasap Pazarı, Boyahane Çarşısı, Kavafhane Çarşısı, Hanönü Çarşısı, Hüseyniye Çarşıları Gümrük Hanı civarında yer alan ve günümüzde de tarihi özelliklerini koruyan önemli alışveriş yerleridir.

ŞANLIURFA ÇARŞILARI

Kazzaz Pazarı (Bedesten),

ŞANLIURFA EL SANATLARI

Taşçılık

İL MERKEZİNDEKİ ÖNEMLİ MİMARİ ESERLER

Gelenek Göreneklerimiz

Balıklıgöl Yağlıboya
Tablo: Dr. Burhan Vural
Hasan Padişah Camii
Suluboya: Orhan Akkaplan

Çulhacılık


ÇULHACILIK (BEZ dokumacılığı)

Çulha Tezgahında Çalışan Usta

Yün ipliği pamuk ipliği ve floş’un kamçılı tezgahın tek ayakla çalışan çeşidi olan “çakarlı” ve 24 ayakla çalışan çeşidi olan “çekmeli” tezgahlarda dokunarak “Yaşmah” (“Neçek“”Çefiye“) ve “Pusu” gibi baş örtüşü, “Ehram” gibi kadın boy örtüsü haline getirilmesi sanatına Urfa’da “Cülhacılık” denilmektedir.

Çulha tezgahlarının kamçılı olmayan, yani mekiği el ile atılan çeşitlerinde “Aba” (kadın ve erkek boy örtüsü) ve “Çaput Çul” (Kilim) dokunmaktadır.
30-40 yıl öncesine kadar Kamberiye Mahallesi’nde 100’e yakın kamçılı tezgahta icra edilen Yaşmah ve Neçek dokumacılığı (Cülhacılık) son zamanlarda önemini yitirmiş, tezgah sayısı 56’ya düşmüştür. Hekim Dede Mahallesinde “Kumaşhane” denilen evdeki 10’a yakın tezgahta 100 yıldan beri Cülhacılık yapılmaktaydı. Ancak son yıllarda bu sanata olan ilginin azalması neticesinde bu tarihi imalathanedeki tezgahlar 1991 yılında dağıtılmış, imalathane konuta dönüştürülmüştür.
Günümüzde: Hacı Elagöz, Hüseyin Acı, Hacı Ramazan Çatkın, Mahmut Karataş ve Emin Tek adlarındaki ustalar tarafından sürdürülen bu sanatın adları bilinen ve bugün hayatta olmayan başlıca ustaları şunlardır: Eyyüb Narnur, istanbullu Mahmut (aslen Urfa’lı olup lakabı İstanbllu’dur.), Hacı Abdullah Kırıkçı, Muhide.T, Bayraktar, Yusuf Kaplan, Abdullah Tek. Ramazan Topal, Emin Çiftçi, Hacı ibrahim Cömert, Şıh Müslüm Kırmızı, Müslüm Demirel ve Hacı Sinan.
1650 yıllarında Urfa’yı ziyaret eden Evliya Çelebi, Urfa’da pamuk ipliğinden kapu gibi sağlam bez dokunduğunu, bunun Musul bezinden daha güzel ve temiz olduğunu söylemektedir. Evliya Çelebi’nin sözünü ettiği bu bez, Urfalılar’ın “Kahke bezi” dedikleri bez olmalıdır.
1883 tarihli Halep vilayet Salnamesinde Urfa’da 221 adet kumaş tezgahının varlığından söz edilmiş olması dokumacılığın bu ilde çok önemli bir sektör olduğunu vurgulamaktadır.


KAMÇILI (çakarlı çekmelİ) ÇULHA TEZGAHLARINDA

DOKUNAN ÜRÜNLER 

 

1-YAMŞAH (NEÇEK-ÇEFİYE): Genelde kadın başörtüsü olup köylü erkekler de kullanmaktadır. Pamuk ipliği ve sarı, yeşil renklerde floş’tan dokunmaktadır. Floş; birinci kalite elyafta pamuktan yapılmış, parlak, ipek görünümünde bir ipliktir.
Başlıca Yamşah Çeşitleri:
HIŞVALI: Ortası nakışlı, çevre karelidir. 125×135 cm. ölçüsünde olur. Küçük Hışvalı ve Büyük Hışvalı olmak üzere iki ayrı çeşidi vardır. 
ŞAKKALI: Kareli anlamına gelen “Çekçegili” de denir. Yamşağın yüzeyi karelerle donatılmıştır.
KURU HAFIZ: Küçük karelidir. 
AHMEDİYE: Çözgü ve atkısı sarı floştandır. Yüzeyi beyaz renkte pamuk ipliği ile işlemelidir. 

DİREKLİ: Küçük karelidir.

DÜMBÜLLÜ: İki kenarına kalın floş çizgiler atılmış, ortadaki kare boşluk floşla işlenmiştir.

2 PUŞU: “Çakarlı” denilen tek ayaklı tezgahlarda koyu kırmızı ya da kahverengi ipekten sırmalı olarak dokunan erkek baş örtüsüne “Puşu” denilmektedir. Ayrıca gömleğin üzerinden bele sarılmak suretiyle de kullanılmaktadır.
Puşu dokumacılığı günümüzde tamamen terkedilmiştir. Puşu dokumasında floş kullanılmamaktadır. Puşular tezgahta nakışlı olarak dokunduğundan ayrıca işlemeciye gönderilmemektedir.
Puşu, bir zamanlar düz beyaz olarak dokunur, tahta kalıp baskısı ile nakışlanırdı. Bu şekilde nakışlanan puşular daha sonra 1 saat süre ile suya basılarak boya tortuları giderilir, böylece nakışların temiz görülmesi sağlanırdı.
3 EHRAM (İHRAM): Ehram, baştan ayaklara kadar inen ve gözler açıkta kalacak şekilde el yardımıyla yüze bürüklenen (yüzün kapatılması) kadın boy örtüşüdür. Eskiden yaşlı kadınlar tarafından kullanılan bu örtü günümüzde kullanılmadığından imalatı da terkedilmiştir.
ihramlar kamçılı tezgahların 24 ayakla çalışan çeşidi olan “Çekme” tezgahlarda tümüyle doğal saf beyaz yünden dokunurlar. Tezgahtaki genişlikleri 80100 cm. arasında değişen ihramlar, kullanılmak üzere yan yana dikildiklerinde genişlikleri 180 cm., boyları da 225230 cm. arasında olur. ihramların kenarları, çözgü uçlarının örülerek düğümlenmesi ya da bastırma ipliği kullanılarak saçaklanmaktadır.
Ehramlar; “Eriş”, “Mekik”, “Baklava Dilimli Yollu”, “Payam” (Badem), “Tud” (Dut), “Kepenek” ve “Sandıklı” adlarında çeşitli motiflerle süslü olarak dokunurlardı. Eriş motifi ihramın yalnız iki ucuna (baş tahta) su halinde işlenir. Kepenek, Erzurum ihramlarındaki “antika” motifinin bozularak kelebeğe benzetilmiş biçimidir.
4 FITA: 1215 yaş arası kızların örtünmek için kullandıkları bir bezdir. ihramdan farklı olarak çözgü ve atkıları yün olmayıp pamuk ipliğindendir. Genellikle iki renkli pamuk ipliğinden kareli olarak dokunurlardı. Bu örtünün kullanılması günümüzde terk edildiğinden dokuması yapılmamaktadır.